Ana Sayfa Kuran Meali Belgeseller E-Mail
Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler. Onların çoğu Allah'a iman etmezler de ancak şirk katıp-dururlar. (Yusuf Suresi,105-106)

DOĞA VE TEKNOLOJİ

İnsanoğlu her geçen gün teknolojide ilerlemeler kaydetmekte, tasarım ve üretimde harikalar meydana getirmektedir. İnsan, kendisine Allah'ın verdiği yeteneklerle yeni ürünler tasarlayabilmekte ve üretebilmektedir. Bu nokta çok önemlidir; kişinin bunu bilerek hareket etmesi gerekir. Herşeyi yaratan Rabbimizin karşısında insanın gururlanmaya ya da büyüklenmeye hakkı yoktur.

Bunun böyle olduğunun bir delili de doğadır. Çevresine dikkatli bir gözle bakan her insan doğayı Allah'ın sayısız harikalarla donattığını görecektir. Bitkilerden, hayvanlara, karalardan denizlere kadar her yer ve her canlı şaşırtıcı özelliklere sahiptir. İşte teknolojiye örnek olan canlıların tanıtıldığı bu bölümün bir amacı da, insanın kendi becerisiyle ulaştığını sandığı şeylerin, doğada zaten var olduğunu göstermek ve insanın kendi kendisiyle övünmesinin ne denli büyük bir hata olacağını hatırlatmaktır.

İnsanlığın büyük bir bilgi birikimi, yıllar süren araştırmalar, uğraşılar ve teknolojik gelişmeler sonucu ürettiği bazı şeyler doğada milyonlarca yıldır bulunmaktadır. Bunu fark eden bilim adamları çok uzunca bir süredir doğayı gözlemlemekte ve buluşlarında doğadan yararlanmaktadırlar. Yine doğadaki örneklere bakarak yeni modeller geliştirmeye başlamışlardır. Kendi kullandıkları tekniklerle doğadaki mükemmel teknikler arasında çok büyük bir fark olduğunu da hayretle fark etmişlerdir.

Bu da onları doğaya hakim olan üstün bir Akıl Sahibi'nin varlığına götürmüştür. Çünkü tüm bu inceliklerin tesadüflerle oluşmasının imkansızlığını görmektedirler. Bilim yoluyla kavradıkları bu üstün aklın sahibi, kuşkusuz göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'tır.

Söz gelimi, önceleri "V" biçimli yapılan gemi pruvalarına, yunuslar incelendikten sonra, "yunus burnu" adı verilen bir çıkıntı yerleştirilmiştir. Çünkü, yunusların burun tasarımlarının, suyun en mükemmel biçimde yarılması için ideal olduğu anlaşılmıştır. Elbette yunusun sadece burun yapısı değil, taşıdığı tüm özellikler kendisi için idealdir çünkü her biri "kusursuzca yaratan" (Haşr Suresi, 24) Allah'ın eseridir.

Bu bölümde, yunus örneğinde olduğu gibi doğadan taklit edilerek yapılan modellere yer verecek ve Allah'ın yaratışındaki üstünlüğe dikkat çekeceğiz. Canlılardaki her biri tasarım harikası olan bu özellikler, Allah'ın büyüklüğünü takdir etmek bakımından önemlidir. Burada yer verilen canlıların özellikleri milyonlarca yıldır yani yaratıldıkları andan beri vardır. Oysa insanoğlu bunları ancak son bir-iki yüzyıldır taklit edebilmektedir.

Allah'ın yüceliğini görebilenler için, doğada sayısız yaratılış gerçekleri sergilenmektedir. Bir ayette Allah'ın yarattıklarıyla ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:

"(Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir." (Zariyat Suresi, 8)

Velcro Bandaji ve Bardane
İsviçreli mühendis Georges de Mestral, bardane bitkisinin meyvelerini taklit ederek Velcro Bandajı adı verilen yeni bir ilikleme sistemi geliştirmiştir. Mestral, elbiselerine takılan bu bitkilerden kurtulmak için uzun bir çaba sarfettikten sonra bu bitkilerin sahip olduğu sistemi giyim sanayinde kullanmayı düşünmüş, bir kaban üzerine bir tarafa bu meyvenin çengellerinden diğer tarafına ise hayvan kürkünün buklelerinden koyarak aynı kenetlenme sistemini oluşturmuştur. Bu sistemde çengeller ve bukleler esnek olduklarından sistem her seferinde kolayca ve aşınmadan yapışıp ayrılabilmektedir. Bu özelliklerinden dolayı bugün astronotların giysileri de Velcro bandajlarıyla donatılmıştır. (Ça M'intéresse, Ekim 1992)

GEMİ PRUVASI - YUNUS

Yunusların burun çıkıntısı, modern büyük gemilerin pruvasına model olmuştur.

Günümüzde inşa edilen büyük gemilerde "V" şeklindeki pruvalar yerine yunusların burun çıkıntısına benzer bir yapı kullanılmaktadır. Bu biçimdeki pruva su yüzeyini daha iyi yarmakta, böylece daha az enerji harcamasıyla daha süratli yol alınması sağlanmaktadır. Yunus burnu şeklindeki bu tip pruvalardan %25'e ulaşan oranda yakıt tasarrufu sağlamaktadır.


CONCORDE-YUNUS
Yunus pruvası aynı zamanda Concorde'un tasarımcılarına da model olmuştur. "Mühendisler, havanın Concorde'un dış yüzeyinde yaptığı sürtünmeyi engellemek için yaptıkları çalışmada, yunus balığının iğ biçimindeki burnundan etkilendiler. Bu balığın kuyruk yüzgeci suyun içinde adeta bir motor görevi görüyor. Concorde'un da motorları yunustaki gibi arkaya yerleştirilmiş ve mükemmel bir sonuç elde edilmiştir."


ROBOTLAR VE BÖCEKLER


Robot teknolojisi ile ilgilenen bilim adamları, çalışmaları sırasında böcekleri gözlemlemeyi de ihmal etmiyorlar.

Böceklerin bacakları model alınarak yapılan robotlar, yere daha dengeli basıyorlar. Ayaklarının ucuna vantuz içeren mekanizmalar yerleştirilen robotlar, sinekler gibi duvarlarda ve tavanlarda yürüyebiliyorlar.

DENİZALTILAR - YUNUS


Yunusların mekik biçimindeki vücut yapıları onlara büyük bir hızda hareket yeteneği kazandırmaktadır. Ancak bilim adamları balığın bu kadar hızlı gitmesinde büyük bir rol oynayan başka bir yapı daha keşfettiler:

Yunus derisi üç katmandan oluşur. Dıştaki katman ince ve çok esnektir; içteki katman kalındır ve bu katmana plastik kıllı bir fırça görünümünü sağlayan esnek kıllardan kuruludur. Katmanların üçüncüsü olan ortadaki ise süngerimsi bir maddeden yapılmıştır.
Son hızla yüzen yunus balığına etki edebilecek ani bir basınç iç katmanlara iletilerek söndürülür.

Alman denizaltı mühendisleri, dört yıllık bir araştırmadan sonra bu özelliğe sahip sentetik bir kaplama yapmayı başardılar. Sözkonusu kaplama iki kauçuk tabakadan olşuyor ve tabakalar arasında yunusun deri hücrelerine benzeyen kabarcıklar bulunuyordu. Bu kaplamaların kullanıldığı denizaltıların hızlarında %250 oranında bir artış görüldü.


SONAR - YUNUS


Yunuslar başlarının önündeki özel bir organdan saniyede 200.000 titreşime sahip ses dalgaları yollarlar. Bu titreşimlerin yardımıyla sadece yollarındaki engelleri hissetmekle kalmaz aynı zamanda, yankının özelliklerinden söz konusu cismin yönünü, uzaklığını, hızını, büyüklüğünü ve şeklini de ayrıntılarıyla hesaplayabilirler. Sonarın çalışma prensibi yunusların bu algısıyla aynıdır


SÜNGERİN İSKELETİ


Deniz süngerinin, cam liflerinden ve ince iğnemsi yapılardan oluşmuş birbirine geçişli bir iskeleti vardır. Bu iskelet, süngeri her türlü denizaltı şartından korunmaktadır. Benzer teknikle yapılan BMW binası ise, denizaltı şartlarında yaşayan süngerin iskeletine oranla oldukça dayanıksızdır.


ISI YALITIMLI BACALAR - ISIRGANOTU


Isırganotunun iç duvarlarında kireç ve silisten oluşan sert bir tabaka vardır. Bu özel tabaka bitkinin ürettiği yanıcı sıvıya karşı bitkiyi korumaktadır. Bir Alman firması ısırgan otunun bu korunma özelliğini fabrika bacalarına uygulamaya başlamıştır.


KEDİ BALIĞINDAN ALINAN ÖRNEK


Kedi balığının vücudunun hidrodinamik açıdan elverişli yassı biçimi, uçak tasarımcılarına örnek olmuştur.

Yassı biçimli modeller bugün hem savaş sanayinde hem de sivil havacılıkta kullanılmaya başlanmıştır.

Örneğin Mc Donald Douglas'ın 'Orient Express' modeli, kedibalığı görünümdedir. Sesten yaklaşık 2 kat daha hızlı olan bu yeni modelin yassı biçimi, uçarken karşılaştığı hava direncinin minumum seviyede olmasını sağlamaktadır.

RADAR - YARASA

Görme duyuları 'kör' denebilecek kadar zayıf olan yarasalar ultrason denilen çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu sesler saniyede 20.000 titreşimin üzerinde olduğundan, insan tarafından duyulamaz. Yarasının yaydığı ses dalgaları havadaki ve yerdeki hayvanlara veya hayvanın önündeki diğer engellere çarparak yansır. Yarasa, yansıyan ve kendine gelen bu titreşimlere göre yönünü ve hareket tarzını belirler. Radarın çalışma prensibi de aynıdır.

PERVANELER - AKÇAAĞAÇ TOHUMU

Akçaağaç tohumunun yere düşerken büyük bir hızla kendi çevresinde dönmesini sağlayan bir şekli vardır. Bu şekil havacılığın ilk uzmanlarından sayılan Gerge Cavley'e pervanenin yapımında örnek olmuştur.


KAMIŞ - KELEBEK HORTUMU


Kelebeklerde bulunan hortum, sayısız teknik ayrıntıyla donanmış bir gelişmiş alet niteliğindedir. Dinlenme anında bu hortum, bir saatin sarmal yayı gibi dolanır. Kelebek besin gereksinimini karşılamak isterse, hortumda ki özel bir kas harekete geçer. Hortum çözülerek bir boru halini aldığında, en derin taç yapraklarındaki çiçek özünü bile emebilir. Meşrubat içmek için kullandığımız kamışlar da aynı sistemle yapılmıştır.


FERMUAR - SİNEĞİN AĞZI


Fermuar icat edileli daha bir yüzyıl oldu. Fakat sinekler yaratıldıklarından bu yana yüz binlerce yıldır, alt dudaklarını oluşturan olukları birbirine kenetlemek amacıyla fermuar sistemini kullanıyorlar. Hortum, uç kısmında genişleyerek doğal fermuarların görünmesine imkan veriyor.


MİMARİ - ÖRÜMCEK AĞI


Çiğ örümceğinin yaptığı ağın gergin yapısı, ağa yırtılmaz bir özellik kazandırmaktadır. Günümüzde bu prensip inşaat mühendisleri tarafından fark edilmiş ve tel örgüler yardımıyla kullanılmaya başlanmıştır.

Örneğn Cidde Havaalanı Hac Terminali ve Münih'teki hayvanat bahçesi bu prensipten yararlanılarak yapılan binalardandır.

HELİKOPTER - YUSUFÇUK


Savaş araçları ve roketler üreten MBB firması, BO 105 tipi helikopteri üretirken, yusufçuğun yapısını ve uçuş stilini kendine örnek almış.
Helikopter üreten Amerikan Skorsky firması da yusufçuğu doğrudan helikoptere adapte ederek yeni bir tasarım yapmıştır. Yukarıda helikopterin tasarımı sırasında, bu işin nasıl yapıldığı arabasamaklarıyla birlikte görülüyor.

UÇAK KANATLARI - YUSUFÇUK


1930'lu yıllarda mühendisler uçakların kanatlarının uçlarını, havada oluşan akımların yol açtığı titreşimlerin araca zarar vermemesi için ağırlaştırmaya başladılar. 20 yıl sonra bilimadamları bu sistemin yusufçuğun kanatlarında öteden beri varolduğunu farkettiler.

Yusufçuğun kanatlarının ucunda siyah küçük hücreler yoğunlaşarak, uçak kanadının ucundaki ağırlığın görevini yapıyorlardı...


HİNDİBA TOHUMU - PARAŞÜT


Yabani hindiba bitkisinin tohumları havaya asılı kalarak rüzgarların da yardımıyla uzun bir yolculuğa çıkar. Paraşütlerin havada kalma prensipleri bu bitkininkiyle aynıdır.

AKBABA - UÇAK


Akbaba, kanatlarının ucundaki tüyleri, bir elin parmakları gibi açarak, kanatlarının oluşturduğu büyük hava girdaplarını küçültür (solda). Üstteki resimde ise aynı aerodinamik yapıyı uçakta da gerçekleştirebilmek amacıyla hazırlanan model görülüyor.

TELESKOP - ARI VE PETEK


Arı kovanları teleskoplar için çatı modelleri oluşturuyor. Gök cisimlerinden gelen X ışınlarını çekmek için geliştirilen bir uzay teleskobunun merceği arı kovanlarından ilham alınarak, altıgen şeklindeki aynalardan üretilmiştir. Altıgen şekli aynaların kullanılmasının nedeni kayıp alanların bulunmaması ve altıgen birleşimlerinin genel yapıyı kuvvetlendirmesidir.

Ayrıca altıgenlerden oluşan dizilim teleskopa geniş bir görüş alanı ve yüksek kalite sağlar. Dikkat çekici olan ise arıların gözlerinin de aynı bu teleskop gibi altıgenlerden oluşmasıdır. Hem de milyonlarca yıldan, yani yaratıldıkları ilk andan beri.

BİNA İSKELETİ - SAMAN ÇÖPÜ

Saman çöpünün içi ağlı yapısı, ona esneklik ve dayanıklılık kazandırmaktadır.
Günümüz binalarının iskelet yapılarında da aynı inşa tekniği kullanılmaktadır.


AKIŞKANLIK - MAVİ ALABALIK


New York itfaiyecileri, arabaların sarnıç sularına, mavi alabalığın çıkardığı jelatinsi yapışkan maddeye benzer 'Yolioks' adlı bir madde katıyorlar. Bu madde hortum ağızlıklarının suyu akıtma hızını artırıyor.

Ayrıca itfaiyecilerin kullandıkları suyun püskürtme hacmini % 50 artırıyor. Mavi alabalığın derisini kaplayan sümüksü sıvı ise, aynı şekilde sürtünmeyi azaltarak, bu balıkların suyun direncine rağmen, suyun içinde kolayca ilerlemelerini sağlıyor.


IŞIK İLETEN CAM KABLOLAR - MISIR KÖKÜ


Işık ileten cam kabloların bir benzeri günümüzden binlerce yıl önce de vardı. Ancak teknoloji ışığın kablolarla taşınabileceğini daha yeni keşfetti. Bildiğimiz mısır tohumunun sürgünü, gün ışığını kökün en dip noktasına kadar iletebiliyor. Mısır tohumlarının gelişmesi de böyle sürüyor.

Bu ışık iletimi özelliğine sahip olarak üretilen fiber optikler ise, trafik levhalarından bilgisayarlar arası bilgi transferine kadar geniş bir kullanım alanı buluyor.

ROBOT- SOLUCAN

Amiens Üniversitesi araştırmacıları kendilerine solucanı model almışlar ve bağımsız parçalardan oluşan bir solucan-robot yapmışlar. Bu robot, esnekliği sayesinde su sızıntılarını tespit etmek veya ölçümler yapmak üzere insanın giremeyeceği kanallarda ilerleyebiliyor.

EYFEL KULESİ - İNSAN KEMİĞİ

Kulenin mimarı Eiffel'in yardımcısı Maurice Koechlin, ünlü kulenin projesini çizerken vücudun en hafif ve en dirençli kemiği olan uyluk kemiğinden etkilenmiş. Sonuç: kendinden havalandırmalı ve sarsılmaz bir mimari. Kuleye ilham kaynağı olan kemik, boru şeklinde ancak içi iğli bir yapıya sahiptir.

Bu yapı kemiklere esneklik ve hafiflik kazandırırken sağlamlıklarından da hiçbir şey kaybettirmez. Aynı şekilde yapılan binalarda hem malzeme tasarrufu sağlanmakta hem de yapının iskeleti, kemikteki gibi sağlamlık ve esneklik kazanmaktadır.

ŞNORKEL - SİVRİSİNEK LARVASI

Suda gelişen sivrisinek larvası sahip olduğu bir nefes borusu sayesinde su üzerinden ihtiyaç duyduğu oksijeni sağlıyor. Borunun etrafındaki tüyler ise aynı şnorkelin tepesindeki tıpa gibi suyun içeri girmesini engelliyor.

HASSAS TERMOMETRE - KROKUS ÇİÇEĞİ

Krokus, bio-termometre ile donanmış bir çiçek. Bitki hava uygun sıcaklığa geldiğinde açılıp, bu ısının altına düştüğünde ise tekrar kapanmaya başlar. Krokus'un duyarlı sistemini kopya eden Schott firması 0,001°C'lik ısı değişimlerini bile tespit edebilen termometreler üretmeye başlamıştır.


MÜNİH OLİMPİYAT STADI VE YUSUFÇUĞUN KANATLARI


Yusufçuğun kanatları, milimetrenin 1/3000'i kalınlığındadır. Bu denli ince olmasına rağmen çok dayanıklıdır. Bunun sebebi kanatlarının sayıları 1000'e varan bölmelerden oluşmasıdır. Bölmeli yapısı sayesinde kanatları yırtılmaz ve uçarken oluşan basınca dayanabilir. Münih Olimpiyat Stadı'nın çatısı da aynı prensip kullanılarak yapılmıştır.


MÜNİH OLİMPİYAT STADI VE ÖRÜMCEK AĞI


Münih Olimpiyat Stadı'nın tavan kaplama alanlarının inşasında ise, "tepeli toygar örümceği"nin ot ve çalıların üzerine ağ gererek yaptığı yuvasının yapısı örnek alınmıştır.


İPLİK ENDÜSTRİSİ - ÖRÜMCEK


Örümceğin, oldukça ince olmasına rağmen aynı kalınlıktaki çelik halatlardan çok daha sağlam olan ipliğinin taklit edilebilmesi için bilim adamları halen çalışmaktadır.